Konuk Yazar Köşesi

SES ve MÜZİĞİN İYİLEŞTİRİCİ ETKİSİ

Eda YILMAZ

Müzik terapi, bireylerin fiziksel, psikolojik, sosyal ve zihinsel ihtiyaçlarını karşılamada müziği ve müzik aktivitelerini kullanan uzmanlık dalıdır. Müziğin kendine özgü dili, yapısı ve anlatım öğeleriyle insanın duygu ve düşüncelerine seslendiği söylenebilir. En eski tedavi yöntemlerinden biri olup, çeşitli kültürlerde hastaları tedavi etmek amacıyla kullanıldığı bilinmektedir. Müzik terapide ritm, melodi ve armoni gibi müzik unsurları tedavi amaçlı kullanılır. Müzik, hastanın sinir ve endokrin sistemi üzerinde olumlu etkiler oluşturarak, duygu ve düşüncelerde anlamlı tepkilerin ortaya çıkmasını sağlar. Yapılan araştırmalarda, müziğin ruhsal hastalıkların oluşumunda etkisi olan ve insanın duygusal durumunu düzenleyen serotonin, dopamin, adrenalin, testosteron gibi hormonları olumlu etkilediği; kan basıncı, solunum ritmi gibi fizyolojik işlevleri düzenlediği ve beyindeki oksijen ve kanlanmanın dengesini sağladığı gözlenmiştir. 

Müzik, geçmişten günümüze kadar çeşitli nedenlerden dolayı sağlık bakım ortamlarında kullanılmıştır. Müzik, değişik psikiyatrik bozukluğu olan hastalarda (zeka geriliği olan çocuklarda, otistik çocuklarda, nevrotik hastalarda, madde kullanım bozukluğu olan hastalarda), onkoloji hastalarında, terminal dönem hastalarında, kaygıya neden olabilecek herhangi bir tıbbi ve cerrahi prosedürden önce, süresince ve sonrasında, doğumhanelerde, yoğun bakım ünitelerinde (kardiyak bakım, yeni doğan bakım üniteleri gibi), ana çocuk sağlığı alanlarında (pediyatri, doğumhane, kadın hastalıkları, kreş gibi) ve ameliyathanelerde kullanılmıştır. Müzik tedavisinin fizyolojik etkileri; psikofizyolojik stres, ağrı, kaygı ve izolasyonun azaltılmasıyla bir davranış değişikliği yaratma ve duygu durumunu değiştirme arasında değişir. Yapılan pek çok çalışma, müziğin ağrı ve anksiyete üzerinde olumlu etkiler yarattığı, hasta ve sağlıklı bireylerin yaşam kalitesini yükselttiği bilinmektedir. Müzik kalp hızını, kan basıncını, vücut ısısını ve solunum hızını düşüren, gevşemeyi sağlayan, hastanın ağrı algısını değiştiren, dikkatini başka yöne çeken, kemoterapiye bağlı bulantıyı azaltan, özellikle terminal dönemdeki hastaların yaşam kalitesini yükselten önemli bir araçtır. Müzik, derin düzeyde relaksasyon oluşturma yeteneğine sahiptir. Uykusuzluğu hafifletici etkileri olduğu bilinmektedir.

  • Şu ana kadar ses ve müzik terapinin etkili olduğu hastalıklara bakarsak:

Ağrılar, aids, alerjiler, alzheimer, artrit, baş ağrısı, beyin felci, cinsel taciz, depresyon, dikkat yetersizliği, dişle ilgili sorunlar, down sendromu, epilepsi, erken doğum, felç, hamilelik ve doğum, kalp hastalığı, kanser, kronik bitkinlik sendromu, tinnitus, madde bağımlılığı, menopoz, kaygı, keder, kilo, öğrenme yetersizliği, sırt ağrısı, nörokasla ve iskelet sistemi ile ilgili sorunlar, otizm, parkinson, astım, psiko sosyal gelişim, rehabilitasyon, şeker hastalığı, şizofroni, travma, uykusuzluk, yanıklar, yaralanmalar, yüksek tansiyon, geç gelişim, ön yargı, paranoya, rahim muayenesi, saldırgan davranış.

MÜZİK TEDAVİSİNDE YAPILAN ARAŞTIRMALAR:

  • South Caroline Üniversitesi’ne bağlı olan bir hastanede yirmi kalp hastasıyla yapılan bir çalışmada, bir araştırmacı 1990 yılında kasete kaydedilmiş belli müzikleri dinlemenin kan basıncını düşürdüğünü bildirdi.
  • Colorado Üniversitesi profesörlerinden Phyllis Updike yayınladığı bir çalışmada yatıştırıcı müziğin kan basıncını düşürdüğü ve kalple ilgili diğer ölçümleri de düzelttiğini bildirdi
  • Bolwerk (1990) tarafından Miyokard İnfarktüsü geçirmiş yoğun bakım hastalarında yapılan çalışmada; müziğin hastaların ağrı ve anksiyetesini azaltmada etkili olduğu bulunmuştur.
  • Sullivan (1991) tarafından koroner ve cerrahi yoğun bakım ünitelerinde yatmakta olan hastalar üzerinde yapılan çalışmada; hastalara klasik müzik dinlettirilmiş ve hastaların ağrı ve anksiyetesinin müzik terapiden sonra azaldığı belirlenmişti.
  • Elliot tarafından yapılan çalışmada;müzik terapinin iskemik kalp hastalığı tanısı ile bir koroner yoğun bakımda yatmakta olan hastaların anksiyetesine, ağrısına ve kas gevşemelerine olan etkisi değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucunda müziğin bu hastalara olumlu etkisi olduğu, hastaların konforunu arttırdığı saptanmıştır
  • 1987’de iki araştırmacı ileri düzeyde koroner kalp hastalığı olan hastaların kalp ritimlerinin kasetten dinletilen klasik müziğe verdiği tepkiler üzerinde çalıştı. Heart Lung (Kalp Akciğer) dergisinde hiçbir ritim bozukluğu olmadan hastaların kalp atışlarının büyük ölçüde azaldığını ve daha mutlu bir ruh hali içine girdiklerini bildirdiler.
  • New York Katonah’tan bir sosyal hizmet görevlisi ve klasik müzik eğitimi almış bir müzisyen olan Linda Rodgers meslek hayatını hastaların ameliyata karşı verdikleri tepkileri kontrol etmek için yollar bulmaya adamıştır. Ve sonuçta hastaların bilinçsiz oldukları zamanlarda bile duymaya devam ettiklerini gösteren pek çok araştırmayı ortaya çıkarmıştır.” Bütün diğer duyu sistemlerinden farklı olarak kulak yolunun fazladan bir aktarıcısı daha var” diye açıklıyor Rodgers bu durumu. “İşitme anesteziden etkilenmiyor, bu nedenle sesleri iletmeye devam ediyor”. Kısacası; kulağımızın duymadığı bir zaman yok!

SONUÇ

Ruh halimize uygun bir müzik dinlediğimizde ses ortamına fark etmeden ayak uydururuz. Böylesi bir müzik, özellikle ağrı çeken insanlar için, sessizlikten daha iyidir, çünkü sessizlik rahatsızlığın daha çok bilincinde olmaya neden olur. Ayak uydurma, dinlediğimiz müziğe göre beyin dalgalarının, kalp ritminin, nefes alıp vermenin, duygusal gücün, zamanlamanın, hızın ve diğer organik ritimlerin nasıl değiştiğini açıklar. Müzik terapistinin uyguladığı ilkelerden biri de dikkati ağrıdan ya da rahatsızlıktan başka bir yöne çekmek olan “dikkat dağıtmak” tır. Müziğin en bariz iyileştirici kullanımı stresi azaltmaya ve gevşemeye yöneliktir. Müzik iyileşme sürecinde güçlü bir hızlandırıcı görevi görebilir.

  Kaynakça

  • Karamızrak, N. (2014). Ses ve müziğin organları iyileştirici etkisi. Koşuyolu Kalp Dergisi17(1), 54-57.

Yazar ekibimiz:

konuk_dilara

Dilara GÜZEY

Hemşire

konuk_dilnaz

DİLNAZ CANPOLAT

Uzman

Hemşire

eda yılmaz0

EDA YILMAZ

Öğrenci

Hemşire

büşra gül

Büşra GÜL

UZMAN

HEMŞİRE

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir