Genel

Sağlık Personeline Hakaret, Tehdit ve Darp Vakaları Üzerine

Uzm. Hem. Öznur Tuğba ÇELEBİ

Geçmişten günümüze gelene kadar sağlık profesyoneli, çalıştığı hastane ortamında görevini icra ederken pek çok sözel şiddete, fiziksel şiddete, hakarete ve tehdite maruz kalmaktadır.

Kamu Hastaneler Kurumu’na bağlı hastaneler ve Özel Kurumlar’a bağlı özel hastaneler bünyesi fark etmeksizin bu sorun pek çok alanda karşımıza çıkıyor. Bunlardan bazıları maalesef meslek ekibimizin üyesi olan hekim, hemşire, diyetisyen, fizyoterapist ve diğer sağlık profesyonellerinin yaşamının son bulmasıyla sonuçlanmaktadır.

Türk Ceza Kanunu’nda yapılan düzenlemelere rağmen, bu üzücü olayların yaşanmasının önüne geçilemiyor. Gecesini gündüzüne katan ve yeri geldiğinde “temel ihtiyaçlarını” gidermeye bile vakti olmadan, hizmet vermek gayesinde olan sağlık profesyoneli mağdur konumda olmaktadır. Belirli eğitimlerden geçerek hizmet verme gayesinde olduğumuz insanların “hasta” ve “hasta yakını” olarak psikolojik açıdan hassas evrelerden geçtiğinin farkındayız. Ayrıca şiddet uygulama yolunu seçenlerin yanında; duaları ve güzel dilekleri ile bizlere her zaman destek olan ve şükran duyan “hasta” ve “hasta yakını” olduğunun da bilincindeyiz.

Maalesef yaşanan her şiddet olayında gereksiz ve onur kırıcı bir şekilde “hak etme” konusu gündeme gelmektedir. Gerek T.C. Anayasası’ na göre gerekse İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne göre; sebebi ne olursa olsun hiçbir insan onurunun zedelenmesini hak edemez. Her insanın saygınca yaşama, saygınca ölme ve ölümden sonra saygınca anılma hakkı vardır. Bu bağlamda baktığı hastaların haklarını korumayı da ödev sayan her sağlık profesyonelinin kendi haklarının da yasalarca korunması gerekmektedir.

Yapılan son düzenlemelerle Türk Ceza Kanunu’nun “Şerefe Karşı Suçlar” adıyla anılan 8. Bölüm “Hakaret” konulu 125. maddesinden başlanarak ardından gelen maddeler temel alınarak “şiddet ve tehdit” konusunun yaptırımları mevcuttur. Bu kanun maddeleri hem hizmet alan hasta ve hasta yakını hem de hizmet veren sağlık profesyonellerini kapsamaktadır. Yani haklar denilince akla sadece korunması gerekenlerin ‘hasta hakları’ olması gerekiyor gibi geliyor…Oysa herkes görevi ve hangi tarafta olduğu fark etmeksizin şiddetten korunma hakkına sahiptir. Gelin şimdi bu yasal mevzuata bir göz atalım.

TCK Bölüm 8, 125. Madde

Madde 125- (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (…) (*) veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.

(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.


(3) Hakaret suçunun;
a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya
çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.


(4) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.


(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.

(*) Bu arada yer alan “ya da yakıştırmalarda bulunmak” ibaresi, 29/6/2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle madde metinden çıkarılmıştır.

Çok açık bir şekilde kim olursa olsun hakaretin cezası bulunmakta. Sağlıkta şiddet denilince en sık yaşanan ve görmezden gelinenlerden birisi hakaret. Hem olmadığı halde bazıları tarafından konulan ast ya da üst ilişkisinden alınan güçle yapılan hem de hasta yakınları tarafından sürekli tekrarlanan bir hakarete maruz kaldığımız oluyor. Çalıştığım kısa zaman diliminde bile her iki taraftan da bu durumu yaşadım. Kanunda ‘cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi’ ya da ‘yazılı, sesli veya görüntülü olarak işlenmesi’ hükümleri var elbette. Çoğunlukla bu yönlerden kanıtlayamadığımız için görmezden geldiğimiz bir şiddet biçimi olarak varlığını koruyor. Sıklıkla hakaret yaşadığımız durumlarda buna şahitlik edecek ekip arkadaşlarını yanımızda bulamıyoruz. Maalesef birbirimizi korumaya korkuyoruz.

Madde 126 (Mağdurun Belirlenmesi)

Madde 126- (1) Hakaret suçunun işlenmesinde mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, eğer niteliğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksanmayacak bir durum varsa, hem ismi belirtilmiş ve hem de hakaret açıklanmış sayılır.

Madde 127 (İsnadın İspatı)

(1) İsnat edilen ve suç oluşturan fiilin ispat edilmiş olması halinde kişiye ceza verilmez. Bu suç nedeniyle hakaret edilen hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı verilmesi halinde, isnat ispatlanmış sayılır. Bunun dışındaki hallerde isnadın ispat isteminin kabulü, ancak isnat olunan fiilin doğru olup olmadığının anlaşılmasında kamu yararı bulunmasına veya şikayetçinin ispata razı olmasına bağlıdır.

(2) İspat edilmiş fiilinden söz edilerek kişiye hakaret edilmesi halinde, cezaya hükmedilir.

Madde 128 (İddia ve Savunma Dokunulmazlığı)

(1) Yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında, kişilerle ilgili olarak somut isnadlarda ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması halinde, ceza verilmez. Ancak, bunun için isnat ve değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir.

Madde 129 (Haksız fiil nedeniyle veya karşılıklı hakaret)

(1) Hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.

(2) Bu suçun, kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmesi halinde, kişiye ceza verilmez.

(3) Hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmesi halinde, olayın mahiyetine göre, taraflardan her ikisi veya biri hakkında verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.

Madde 130 ( Kişinin Hatırasına Hakaret)

(1) Bir kimsenin öldükten sonra hatırasına en az üç kişiyle ihtilat ederek hakaret eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Ceza, hakaretin alenen işlenmesi halinde, altıda biri oranında artırılır.

(2) Bir ölünün kısmen veya tamamen ceset veya kemiklerini alan veya ceset veya kemikler hakkında tahkir edici fiillerde bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Madde 131 (Kişinin Hatırasına Hakaret Suçunda Soruşturma ve Kovuşturma Koşulu)

Kişinin hatırasına hakaret suçunda soruşturma ve kovuşturma koşulu olarak şikayet tabi tutulmuştur. Şikayet süresi içerisinde şikayet hakkı kullanılmaz ise soruşturma savcılık tarafından resen başlatılmayacaktır. Ancak kamu görevlisine karşı görevinden dolayı kişinin hatırasına hakaret suçunun işlenmesi halinde savcılık resen soruşturma başlatacaktır. Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç olmak üzere hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikayetine tabi tutulmuştur.

Kişinin hatırasına hakaret suçu, ölmüş olan kişinin hatırasına karşı işlenmesi halinde, ölen kişinin ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eş veya kardeşleri tarafından şikayette bulunabileceği belirtilmiştir.

Şiddet denilince akla hem sadece fiziksel şiddet gelmesi sebebiyle, anayasamızdaki ‘Şerefe Karşı Suçlar’ bölümünü özellikle paylaşmak istedim. Görmezden geldiğimiz ya da görmezden gelmemizin istendiği pek çok problem yaşıyoruz. Oysa şiddet sadece fiziksel olarak zarar vermek değildir. Birkaç yıldır sürekli üzerinde direttiğimiz ‘Sağlıkta şiddet yasası’ bugün hala tam olarak geçerli değil. Geçtiğimiz 2020 yılının Nisan ayında yürürlüğe girdiği bahsedilen yasa bakalım bizlere neler getirecek?

15 Nisan 2020′ de artan şiddet olayları ve kamuoyu baskısı ile gündeme gelen ve meclis kararı ile eklenen maddeler şöyle;

3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu

Hali hazırda yürülükte olan bu kanunun ek 12. maddesinde; sağlık personeli ile yardımcı sağlık personeline göreviyle bağlantılı olarak işlendiğinde cezasında artırım uygulanacak suçlar;

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesinde düzenlenen kasten yaralama,
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesinde düzenlenen tehdit,
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde düzenlenen hakaret,
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 265. maddesinde düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme olarak sayılmıştır.

Ek Madde 12 – (Ek: 2/1/2014-6514/47 md.): Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 100 üncü maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında tutuklama nedeni varsayılan suçlardandır.

(Ek fıkra:15/4/2020-7243/28 md.): Kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan sağlık personeli ile yardımcı sağlık personeline karşı görevleri sebebiyle işlenen 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan kasten yaralama (madde 86), tehdit (madde 106), hakaret (madde 125) ve görevi yaptırmamak için direnme (madde 265) suçlarında;

  1. a) İlgili maddelere göre tayin edilecek cezalar yarı oranında artırılır.
  2. b) Türk Ceza Kanununun 51 inci maddesinde düzenlenen hapis cezasının ertelenmesi hükümleri uygulanmaz.

Özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personel, bu görevleriyle bağlantılı olarak kendilerine karşı işlenen suçlar bakımından 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun uygulanmasında kamu görevlisi sayılır.

(Ek fıkra:15/11/2018-7151/21 md.): Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sebebiyle kasten işlenen suçlardan şüpheli olanlar, kolluk görevlilerince yakalanır ve gerekli işlemleri yapılarak Cumhuriyet başsavcılığına sevk edilir. Cumhuriyet savcısı adli işlemleri tekemmül ettirir. Bu suçların soruşturmasında, kolluk tarafından müşteki, mağdur veya tanık olan sağlık personelinin ifadeleri işyerlerinde alınır. Bu fıkra hükmü, özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sebebiyle kasten işlenen suçlar hakkında da uygulanır.

(Ek fıkra:15/4/2020-7243/28 md.): Şiddetin vuku bulduğu sağlık kurum ve kuruluşunda, faile veya yakınına mağdurun verdiği hizmeti verebilecek başka sağlık personeli ve yardımcı sağlık personeli bulunması halinde hizmet ilgili diğer personel tarafından verilir.

Yasaya eklenen maddelere baktığımızda temelde pek bir değişiklik olduğunu görmüyoruz. Sadece işlenen suçların sağlık profesyoneli görevinin yüklediği kimlik sebebiyle işlenmesi ve yapılması gerekenler önceki kanunlara atıf yapılarak yeniden yazılmış gibi görünüyor. Oysa bizim ‘sağlıkta şiddet yasası’ olarak adlandırdığımız nokta temelde bir caydırıcılık içermeliydi. Biraz düşünme kapasitesini kullanan her birey şiddetin ve birine zarar vermenin suç olduğunun farkında zaten. Bu farkındalığa rağmen, şiddetin gittikçe artmasının nedenleri bulunarak buna yönelik bir çözümleme getirilmesi beklenirken olan tam olarak bir hiç. Zor çalışma şartlarında bir de ne zaman şiddete uğrayacağımız bilinmezliğinde yaşamaya devam edeceğiz gibi gözüküyor.

Bir gün sağlık profesyoneli olarak yalnızca hastalarımızın iyilik hali ve yaşam kalitesini maksimumda tutmayı düşünebildiğimiz günleri görmek ümidiyle. Sağlıcakla kalın.

Kaynak:

Yazar ekibimiz:

konuk_dilara

Dilara GÜZEY

Hemşire

konuk_dilnaz

DİLNAZ CANPOLAT

Uzman

Hemşire

eda yılmaz0

EDA YILMAZ

Öğrenci

Hemşire

büşra gül

Büşra GÜL

UZMAN

HEMŞİRE

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir